Tango olacak bu günki konumuz.. O muhteşem dans, o muhteşem his, o muhteşem karakter..
Çok geçmişlerde değil 2005 senesinin Ağustos - Eylül ayları civarı.. Çok kötü bir psikoloji içerisindeyken, depresyondayken tanıştım onunla.. Aslında çocukluktan beri müziğe ve dansa karşı hep zaafım vardı. Daha ufacık çocukken Zülfü Livaneli konserini bandtan izleyerek oyuncak sazımla eşlik ederdim ona.. Düğünlerde derneklerde hep şıkkıdı şıkkıdı oynardım. Ama benim hayalim bir başkadı.. Benim hayalim daha küçücükken salon dansı yapmatı. İzlerdik televizyondaki filimlerden Vals danslarını.. Ablam bir gün geldi ve bana Ziyahan, Ben tango dansına başlamak istiyorum, benimle birlikte sende gelmek ister misin? Çok fazla içime kapanmıştım, artık bir zıplayış gerekliydi. Ablama verdiğim cevapsa “deli misin? tabiki isterim!” derken hayat bir anda bir pencere açmıştı bana. Yeniden tutunmak için birşeylere.. Aynı zamanda muhteşem de bir şans tanımıştı bana bunun için. Tango öğretmenim bir Arjantinli idi. Her ne olursa olsun Tango’ nun göbeğinde doğmuş büymüş biriydi.. Bununlada yetinilmiş birşey değildi. Küçük bir grupta ders aldım.. Normalde kalabalık gruplar olurken biz sadece 6 kişi idik öğretmen ve partneri dahil.. Özel dersten çokta bir farkı yoktu..
Derken dersler başladı, ilk haftamız duruş ve temel adım oldu.. İkinci haftamızda ise temel hareketler gösterildi.. Benim bütüm bunları çözmem ise yaklaşık 1 ayımı aldı. Çünkü öyle birşey ki tango duruşuna alışabilmeniz için yürüyüş, oturuş tarzınızı değiştirmelisiniz ki dansınızdan zevk alabilesiniz, partnerinize zevk verebilesiniz ve izleyenlere güzel bir görüntü gösterebilesiniz.. Derken hareketler gelişmeye başlamıştı, haftada 1 gün 2 saat ders ve ayrıca 1 gün de ~4-5 saat pratik yapıyorduk.. Dans etmek o kadar farklı bir duygu ki; doğru kelimeleri bulmakta zorlanıyor insan bunu tasfir ederken.. Çünkü o anda ne dans ettiğiniz yerin ne dans ettiğiniz kişinin yeri önemli oluyor sizin için.. Gözleriniz açık bir düşü yaşıyorsunuz.. Adımlar, figürler, hareketler.. Bende uyandırdığı en büyük his asaletti.. Çünkü o dönemde kendimi o kadar ezilmiş ve aciz hissediyordum ki.. Tango bana tekrar kendime olan güvenimi artırdı. Tabi buna arkadaşlarımın dans konusunda yetenekliliğim konusunda beni belki doğru belki iyi amaçlı motive etmeleride var.. Ancak gerçekten tango benim başıma öyle bir zamanda geldi ki bana tekrar var olduğumu hatırlattı.. Tango ‘ nun yapısı gereği dansı tam anlamı ile yöneten kişi erkektir. Dans ederken kendimi asil bir dük gibi hissediyordum.. Her ritimde, her adımda üzerinde eski moda harika kumaşlardan kırmızı elbiselerle, komik şapkalarla hayal ediyordum.. Sanki dans bittiğinde büyük bir balo sahibi olarak en heybetli koltuğuma oturup konuklarımı ağırlamaya devam edicektim.. Dans ederken ben bir hayaldim, yaşadığımsa gerçek.. Sonralarında ekonomik problemler doğdu ve tango ya ara vermek zorunda kaldım.. Halada o ara devam etmekte ama mutlaka ve mutlaka buna geri döneceğim. Zaman zaman ablam ile ufak birkaç figür yapıyoruz.. unutmamış olmak, hala dengemi sağlayabilmek bile beni mutlu ediyor.. Birkaç saniye, birkaç figür beni mutlu etmeye yetiyor. Tango öyle bir haz ki bir kez tadını aldığınızda asla ama asla bırakmak istemiyorsunuz.. Burada anlatmak istediğim size tangoyu tanıtmak değil.. Tangoyu tanıtan zaten yüzlerce, binlerce kaynak var. Kaldı ki size tango nun teknik bilgilerini verebilecek kadar bilgim yok. Tek bildğim büyük huzur ve haz vermesi bana.. Tek bildiğim beni değerli hissetmemi sağlaması ama burada size asıl anlatmak istediğim bunlardan hiçbiri değil.. Hayat öyle zamanlarda öyle olaylarla karşı karşıya getiriyor ki bizi her seferinde bu sefer herşey bitti, bu hayat çok acımasız derken bir anda karşımıza bir kaçış kapısı açılıyor. O kapıdan geçmezsek başka bir kapı, başka bir kapı.. Taki açılan kapıdan biz kaçana kadar.. Bizse bu kapıları ancak en dibe vurduğumuzda farkediyoruz.. En bitkin haldeyken, en çaresizken.. Oysa daha önce ne kapılar açılmış ne kaçış fırsatlarımız olmuş sonradan farkına varıyoruz.. Diyeceğim o ki; eğer depresyon başlangıcınız varsa yada içindeyseniz depresyondan çekinmeyin, korkmayın! Bırakın sizi yerden yere vursun, sizi hırpalasın sizi ezsin.. ve sonra gördüğünüz ilk kapıdan tüm gücünüzle, ayaklarınız kıçınızı dövercesine koşarak kaçın.. O zaman yeniden doğmuş olacaksınız. Yeniden herşeye olumlu bakabileceksiniz ve yeniden hayata tutunabileceksiniz.. Unutmadan, tango güzel bir kapı.. Mutlaka geçin!
|