|
Kimi zaman olur birşeyler düğümlenir içinde insanın. Kimi zaman olur zaman yavaşlar, ağır hareket eder.. Dururcasına yavaşlar.. Düşünceler durur bakışlar dalgınlaşır.. Garip bir melankolik tad bırakır insanın damağında.. Yaşamından geçenleri düşünür.. Geçmişi, olanları, hataları.. Gününü düşünür sonra.. Doğru yada yanlış gidenleri. İstediklerinden yapabildiklerini, aslında gerçekten istediklerinin o olmadıklarını. Bencil düşünür insan o sıralarda. Diğerlerinin durumları önemsizdir. Ne iyilerin ne de kötülerin. O an sadece kendini düşünür. Elde edemediklerini, içinde uhde kalanları..
Sonra sabittir ya herşey sona erirse düşüncesi kaplar beyninin her hücresini. Bir anda bir endişe merak ve bir haz kaplar. Bir çoğu yakıştıramasada yokoluşu kendisine bazısı düşünür bunu. Hatta her detayına kadar hayal eder.. Senaryolar üretir kendince gerçekte nasıl olacağını bilmeksizin.. Belki bir trafik kazası, belki bir zehirlenme ve belkide çıkmazın içerisinde bir intahar.. Bir çoğunu hayal etmiş bir çoğunu detaylandırmışımdır ama değişmez bir cenaze merasimi vardır aklımda ki gerçekte de hayal ettiğim gibi mi olucaktır bilinmez.. Kalabalık bir topluluk.. Acaba gerçekten bu kadar çok değer verenim varmı diye bir kaygı kaplasa dahi hayal etmek parayla değil ya.. Gururu okşansın istiyor insan ölürken bile.. Bir çok arkadaşım böyle konuşmamı sevmiyor, oysa ben öleceğim günü, cenazemi, gömülmemi büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü o gün belli olucak gerçekte sevenim kim, gerçekte üzülen kim.. Belkide hüznün sebebi güvensizlik, varlığın içinde yokluğu yaşamak.. Maddesel değil, manevi.. Bir çok arkadaş varken, bununla kimi zaman öğünürken hep arayan olmak. Peki acaba tüm suç onların mı? Ben yeterince ilgilenip değer verebiliyormuyum ki onlardan bunu bekliyorum? Karışık kafa, binbir tilki var her ne kadar hiçbirinin kuyruğu öbürsüne deymesede.. Ama yine de arkadaşlarımı seviyorum.. Onlardan ilgi bekliyorum. Tatminsizlik belkide. Bana gıpta ile bakan onca insan varken hep daha fazlasnı istemek hep “en” olmak. Bir eziklik mi acaba bu, yoksa insanın doğasında olan aç gözlülüğün irdelenmiş hali mi? Kim bilir.. Zordur birşeyleri itiraf etmek. Bir çoğu kendine bile itiraf edemezken açıkça konuşmak.. Kendimle grur duyuyorm.. Bak yine kendmie bir pay çıkardım. Çok mu eziğim ki sürekli kendimi övecek birşeyler arıyorum acaba? Neyin gölgesinde hissediyorum ki kendimi reklam peşindeyim? Karışık kafa.. Hemde çok! Sorun şu ki takıcak neyi bulduğumu bilmiyorum. Bir çok şey gezen zihnimde bir yada birçok şeye takıldım. Bir çok yapamadığım, elde edemediğim, kontrol edemediğim şey sıkıyor canımı ama “sorun şudur” diyememek sanırım daha fazla boğuyor.. Tavsiye mi istiyorsun? Her zaman derim, eğerki yoğun ve yorgun hissediyorsan kalbin ile zihnini işte o zaman yapman gereken şey eğerki bu boktan bataklıktan çıkmak istiyorsan en dibe kadar batacaksın. En derine ineceksin, o tadı o kokuyu her bir zerrende hissedecek ve bir bıçakla keser gibi kesip atacaksın kendinden. Yok ediceksin o hissi, vaz geçeceksin birşeylerden.. Ama bu zor ve tehlikeli. Çünkü vazgeçeceğin şey bir gün kendin olabilir.. Bu yüzden dirayetli olmalı.. Dünya sana güzel be! Şimdi, defol git başımdan!
|