|
Yalnızlık zor zanaat vesselam… Kastettiğim gönül yalnızlığı yada boşluğu değil. Yada ilgi yada aile şevkat zorluğu değil. Kastettiğim şey tam olarak yalnız yaşamak. Bu günlük olarak. Evde yemeği yalnız yemek, yalnız uyumak, sigara almaya yalnız gitmek.. Sanırım bu konunun ismi evde yalnızlık..
Düşüncesemde, mantıken yani.. Zor olduğunu tahmin ediyorum ancak anlayamıyorum. Çünkü ben çocukluğumdan beri kalabalık yemek yemeye, kalabalık yatmaya.. Öyleki birçok kere bakkala bile birileri ile giderdim, halada giderim.. Ama öyle ki herşeyin fazlası zarar.. Kalabalığın da yalnızlığında.. Öyle zaman oluyor ki yalnız kalmak istiyorum. Tabi bu teoride olduğu gibi pratikte pek olmuyor ama tek istediğim, tek amacım sadece ve sadece kendimi düşünmek. Birileri ile iletişim kurmadan, kendi halimde olmak. Birinin hareketlerini, cümlelerini vb. eylemlerini takip etmeden, umursamadan (aslında bu tam doğru kelime değil) sadece ve sadece kendim için zaman geçirmek.. Bu benim için zor, arada sırada ihtiyacım olan ve bana ilaç gibi gelen beni yenileyen birşey. Çünkü kalabalık yaşamaktan dolayı her an her zaman birşeyler düşünüyorsun, birilerini dinliyorsun, isteklerine, sorularına sorunlarına çözüm arıyorsun ve sonra da bakmışsın ki sen hiç bir zaman seni düşünemiyorsun.. Tamam bunu çok abartmiyayım 24 saat bu böyle değil belki ama bu şekilde yalnız kaldığım zaman 2 saat bile olmuyor bazen.. Birilerinin birşeyler demesinden şikayetçi yada rahatsız değilim. Belirtmek istediğim şey sadece bu yoğun insan iletişim trafiğinde zaman zaman kayıtsız kalmak.. Kimse yi dinlememek, cevap vermemek, yokmuş gibi yaşamak… Kalabalıkta yaşayan biri için bu ne kadar mantıklı ve arzu dolu bir istek olsada yalnız yaşayan için koca bir hiçtir.. Çünkü yalnız hep yalnızdır. Her zaman kendi başınadır ve o da kalabalığı ister, onun özlemini besler. Her imkanda iletişim kurmak ister, evde, iş yerinde, okulda, otobüste 2-3 laf edebileceği en azından nefes alan, ısı saçan düşünebilen bir varlık ister. Yalnız için yalnız kalmak her ne kadar anlaşılamaz bir duygu ise bu durum kalabalıkta yaşayan biri için de anlaşılamayan bir duygudur. Bu durum sadece kelime olarak seni anlıyorum demek le bitemez, bitemez.. Sadece koca bir yalandır. Çünkü bu tok insanın aç insanı anlayamayacağı gibi bir duygu selidir. Bu durumun tersi olan aç insanın da tok insanın rahatlığını, yemeğe duyarsızlığını anlayamaması gibi. Sakın bana neden anlamasın mantıklı olarak düşünür, doymuş demeyin. Anlamakla teorisini kastetmiyorum. Pratikte yaşanan duyguları kastediyorum. Var olanla olmayanın anlaşamaması.. Zaman zaman bu durum insanlar arasında sorunlara ve bunlar da üzüntülere sebep olabiliyor. Keza kimisi yalnız kalmak isterken kimiside her fırsatta görüşmek isteyebiliyor. Böyle durumlarda ise en önemli şey iletişim! Eğer ki insanlar konuşmaz, düşündüklerini, hissettiklerini, olması gerekenleri belirtmez ise bir taraf bana ilgisi azaldı, diğer tarafta anlayışsız diye kuruntulara kapılıp gereksiz yere hem ortalığı gererler hemde sonraki iletişimlerine zarar verirler. O yüzden herşeyin başı iletişim. Hoşunuza gitmeyen birşey mi var, uygun zamanda uygun uslubla dile getirilsin. O zaman taraflar birbirlerini, hissettiklerini, duygularını ve düşüncelerini anlarlar.. Ancak unutulmamalıdır ki; duygular, düşünceler ve hisler değişicidir..
|